Lüfer için yeni nesil uzun olta (Takımın Hazırlanışı)

26 Nisan 2008

Takımın yapılması aslında son derece basittir. Gereken alet edavat bir kargaburun ila bir yan keskiden ibarettir. En zor husus çelik telin burçla bağlanmasıdır. Burcun içinden teli geçirin. Telin ucundan iğneyi, fırdöndüyü vs. geçirin. Teli tekrar burcun içinden geçirin. Oluşan halka/göz 3-4mm olana kadar teli asılın. Burcu kargaburunla sıkıştırın iyice. Bu kadar. Kritik husus, oluşan gözün 3-4 mm kadar geniş olmasıdır. Bu göz, iğnenin rahat hareketi için gerekli boşluğu sağlar.

Önce, iğneye bu şekilde 2 - 2.5 cm kadar çelik tel bağlayın.

Çelik telin diğer ucuna, fırdöndüyü bağlayın. Fırdöndünün diğer gözüne aynı boyda ikinci bir çelik tel ekleyin. Bu parça, takımın son parçası olacak, yemin kuyruk tarafına gelecektir.

Bir adet halka alıp, halkaya ikinci iğneyi takın. Boşta duran ucu, iğnenin arkasına gelecek şekilde halkaya bağlayın. Böylece, takımın asıl parçası tamamlanmış olur.

Şimdi takımın “modüler” olan kısımlarına geliyoruz. Önce köstek tarafını yapalım. İki farklı köstek yapacağız. Birisi lüferin bol olduğu durumlar için çelik telli köstek. Bu köstek, 1 karış boyunda olsa yeterlidir.

Stoper, uygun bir “yarım” stoperdir. Stoperi telinden çıkarmadan, maket bıçağıyla, tam ortasından ikiye böleriz. Bıçağın teli kesmemesine özen göstermeliyiz elbette. Böylece, daha küçük, görüntüyü bozmayan bir stoperimiz olur. Kesmek vs. zor geliyorsa, küçük bir stoper kullanın. Çelik telle olanı, 1 karış kadar boyda, normal misina ile olan ise, bir kol boyu kadar boyda hazırlayın. İğne olarak ucuz, adi bir delikli iğne kullanabilirsiniz, ben 100 tanesi 1.5 YTL olan bir şey kullandım. Büyüklük olarak, ağız açıklığının 7mm kadar olması yeterli olur. Bedeni ne kadar kısa ise o kadar iyi olacaktır.

Tavsiye edilen çelik tel, normal düğümle bağlanabilir. Bu kösteğide halkaya takarak takımımızı tamamlamış oluruz.

Şimdi, uzatma parçasını yapalım. Bu parça, gene aynı çelik tel - fırdöndü - çelik tel şeklinde yapılır. Bir ucuna bir halka takılır. Bu halkaya bir iğne ilave edilir. İğne, tel iğnenin sırtında kalacak şekilde ilave yapılmalıdır.

Şimdi, kösteği takımımızdan çıkarıyoruz. Bu parçayı ekliyoruz, sonra, kösteği bu parçanın halkasına takıyoruz, böylece 3 iğneli daha uzun bir takımımız oluyor. Hatta abartıyoruz, bir tane daha yapıyor, aynı şekilde ekliyoruz ve 4 iğneli bir takımımız oluyor. Bakıyoruz, kıraça yemimiz. İlk iğneyi, yani halkaya takılı olan iğneyi çıkarıyoruz, tek iğneli bir takımımız oluyor.

Hatta, farklı tel boylarına sahip bir kaç tel-fırdöndü-tel yapıyoruz. Sadece, son parça, yani ilk yaptığımız parçada iğne sabit. Yanisi, bu parçadan bir kaç tane farklı uzunlukta, farklı iğne kullanarak yapıyoruz. Ara parçaları ve iğneleri değiştirerek gayet pratik bir şekilde, tak çıkar, modüler bir takım sahibi oluyoruz.

Lüfer için yeni nesil uzun olta (Malzeme Seçimi)

26 Nisan 2008

Bu gerekleri karşılamak üzere, şu malzemeler uygun olacaktır.

İğneler:

İğnelerin mümkün olduğu kadar kısa olması gereklidir. Böylece, yemin kıvrılmasına karşı minimum direnç sağlanır.

Bu amaca uygun en “iyi” iğne, Mustad 10750 veya benzeri iğnelerdir.

Zira, bunlar ince malzemeden yapılmış, son derece hafiftirler. Çember benzeri dirsekleri yemi çok az hırpalar. Bedenlerinde damaklar olması, iğnenin bedeninin yemi tutmasını sağlar.

Bir diğer alternatif ise, Mustad 277F olacaktır.

Bu iğneler çok çok ince malzemeden üretilmiştir. Ama köşeli dirsekli oldukları için, canlı yeme takmaya çok uygun değillerdir. Fakat, yaprak yem, şakşak yem kullanılacaksa bu dirsek dizaynı mükemmel netice verir. Temel sorun bu iğnelerin sadece 3 ila 5 numarasının şu anda Türkiye’de mevcut olmasıdır. Gerçi, 3 numarası, boy pos olarak kofanalara vs. kafidir.

Başka bir seçenek, Gamakatsu LS-5314N olabilir.

Bu iğneleri öne çıkaran, son derece keskin olmalarıdır. Üstelik kolay kolayda körelmezler. Muadilleri Mustad/Crown Brand 92553′tür, fakat bunlar o kadar keskin değildir, bir eğe ilaç gibi gelir. Bu iğnelerin en büyük sorunu, deliklerinin yukarı dönük olmasıdır. Bu nedenle gözlerin ısıtılıp düzeltilmesi gerekmektedir.

Bu modellerin 1/O ila 6 numarasına kadar uygundurlar. 1/O, 1, 2 numaralar idealdir. LS-5314′ün 1 numarası, lüfer iğnesi olarak kullanılan 1521, 9253 gibi uzun pala iğnelerin 2/O numarası kadar ağız açıklığına sahiptir.

Gaga iğnesi olarak kısa bedenli, gözlü alelade bir iğne seçilmiştir. Fakat bu iğnenin, gözü aşağıya bakacak şekilde ısıtılıp eğilmiştir.

Bağlantı parçaları:

İğneleri ve misinayı bağlamak için, fırdöndü ve halkalar tercih edilmiştir. Fırdöndü olarak, piyasada bulunabilen VIRAX 00 numara beyaz, Mustad 16 numara siyah fırdöndüler, minnacık olmaları ile uygundurlar.

Halka olarak, OWNER 00 numara veya benzeri, 3-4mm çapında halkalar tercih edilmiştir.

Misina ve çelik tellerin iğne ve fırdöndülere düğümlenmesi bu noktalarda kasılmaya yol açar. Misina, iğnenin bedeninin uzantısı gibi olur. Bu nedenle iğne sanki uzunmuş gibi yemi kasar. Bu sorunu önlemek için, misianalr düğümler yerine, burçlar ile halka yapılmıştır. Burç olarak Mustad 77260 bronz burçlardan kullanılmıştır.

Bunlar, iç çapları 0.6 mm olan, boyları 7 mm civarında burçlardır. 7 + 7 = 14 mm etmekte, bu da iğneler arası boşluğu kaplamakta, misinayı hem kasmakta, hemde görüntüsünü kötü etkilemektedir. Bu nedenle bu burçlar küçük bir matkaba takılır. Maket bıçağı ile kesilir, 3mm kadar iki parça elde edilir. Seçilen çelik telle, bu 3 mm parça 4 kg’nun üzerinde yükü taşımaktadır.

Misina/Çelik tel:

İğneler arası bağlantı için, çelik tel kullanılmıştır. Zira, lüferin dişleri için en ideal çözümdür. Modern çelik teller son derece esnektirler. Diğer yandan son derece serbest olarak iğne/fırdöndü bağlantıları yapılacağı için, sertlik çok fazla sorun teşkil etmemektedir. Ama ince, kaliteli bir çelik tel bu işe uygundur. Piyasada, kahverengi renkli, dökme olarak satılan, amaca uygun 0.30 mm civarında güzel çelik teller mevcuttur.

Takımın önünde, balığın bol olduğu durumda kullanmak üzere, son derece esnek ve dayanıklı olan, American Fishing Wire - Surflon Micro Ultra, 1×19 kullanılmıştır.

Lüfer için yeni nesil uzun olta

26 Nisan 2008

1. Olta zargana veya istavritin boyunca uzamalı, max. her 7 cm’de bir iğne ucu bulunmalı. Zira, bir lüfer, ağzını açıp saldırınca ağzı yaklaşık 5cm’lik bir parçayı alabilir. Eğer iğnelerin arası 7cm’den fazla olursa, lüferin hasbel kader iğne olmayan bir yere dalması mümkündür.

2. Zargana ve istavrit, boyları çok farklı balıklardır. Takımın gerektiğinde istavrit, gerektiğinde zargana boyunda olabilmesi için, modüler olması işi çok kolaylaştırır.

3. Lüfer sıksa, çoksa, açsa, yeme çok kolay saldırır. Fakat, yemi kapınca onu sallar. Bu durumda hemen yanındaki lüfer onun salladığı ve aksiyon verdiği misinayı yem sanıp, ona da saldırır. Eğer lüfere sallayabilecek boşluğu verirseniz, yanındaki lüferler misinanızı keser. Bu nedenle, takımın önünde bir karış kadar kısım, dişlere dayanıklı olmalı. Fakat, lüfer azsa, dişe dayanıklı olan bu bölüm, lüferi nazlandırır. Zaten lüfer azsa, sallanan misinaya kolay kolay saldırmaz. O nedenle takımın uç tarafı değiştirilebilir olmalı. Nazlı lüferler için normal, ürkütmeyen misina, saldırgan lüferler için, dişe dayanıklı malzeme.

4. Canlı yem kullanımında, iğnelerin balığı hırpalamaması için, iğneler boşta durmalı, takımın belli bir uzama kısalma payı olmalı. Takım balığı aşırı yormayacak şekilde, hafif olmalı.

Bu temel gerekleri karşılamak üzere şöyle bir takım düşündüm. Buna da, yeni nesil uzun olta diyorum.

Gezip duran kurşunlar

26 Nisan 2008

Tekneden veya kıyıdan, attığımız yemli takımın yerinde durmasını isteriz. Bu amaçla kum kurşunu denen çapalı kurşunlar vs. kullanırız. Bunlar çoğu durumda faydalı olsalarda, bazen, bilhassa teknede pek işe yaramazlar.

Bu durumda, bazı püf noktaları uygulayabiliriz. Bu püf noktalarını denizcilerden ödünç alıyoruz, ama geri vermeyip, üzerine yatacağız..

Denizcilikte, demir tutturmak ayrı bir sanattır. Usta denizciler derki, gemiyi demir değil, kalama tutar. Kalama denen şeyi basitçe, demirin önündeki uzun zincir olarak tarif edebiliriz. Gerçekten, demir ne kadar büyük olursa olsun, gemiyi zincir olmadan tutmaz..

Nedir işin esprisi? Akıntı ipi (halat, misina, vs.) çeker. Bu da demirin/kurşunun biraz yerden kalkmasına yol açar. Biraz kalkınca, altında akıntı yüklenir, daha iyice kaldırır ve kurşununuz yerinden havalanır, sürüklenmeye başlar.

İşte bizim derdimiz bu husustur. Eğer, asıl büyük kurşunun önüne, 3-5 tane küçük kurşun koyarsak, bunlar zemine serilince, en fazla birisi, ikisi yerinden kalkar, asıl kurşun yerinden oynamaz. Böylece takımımız sabit kalır.

Evimizde fly mengenesi yapmak

25 Nisan 2008

Fly mengeneleri aslında son derece ucuz fiyatlara satılıyor, evde yapmaya değermi bilinmez. Ama kim satıyor? Ara ki bulasın. Üstelik pek çoğumuz en azından işin başında azda olsa para vermek istemeyiz. Malzemeciye filan gitmek, cebimiz indirmek vs. derdi olmadan iyi kötü idare edecek bir mengene yapabilir miyiz?

Elbette. Ama gene bedavaya çıkmayacaktır. Fakat, yekün tutan malzeme evde mevcut olabilir zaten hazırda. Önce malzeme listesi:

1. Bir adet kıvrık uçlu kargaburun, düz kargaburun, pense vs. Küçük olması iyi olur.
2. 7-10 cm genişlikte, 1-2.5 cm kalınlıkta 40 - 50 cm tahta.
3. Kalın serum lastiği 1-2 m. Fazlası başka işe lazım olur bie 20 cm kadarı yeter.
4. Kalınca bir ip. Yoksa evdeki ipler 5-10 kat yapılır, 1mm kadar kalınlığa getirilir.
5. Hortum kelepçesi. Pense, kargaburun vs. boğazına geçecek çapta.
6. 3-5 cm boyunda per çivi, 3-4 adet.
7. Çekiç, makas, tornavida, pense vs. el aletleri.

Tahtanın bir tarafından 10-15 cm kadar bir kısım kesilir. Kesilen bölgenin dik olması lazımdır. Yani testere tahtanın uzun kenarına dik olmalıdır. Bu küçük parça, uzun parçadan kesildiği yere, kesilen yüzünden konarak çivilenerek “L” şekline getirilir. Böylece Galata köprüsünde vs. satılan/kullanılan kamış tahtalarına benzer bir şey elde edilir. Hatta, mevcuta böyle bir tahta hazır bir malzeme olarak idealdir.

Serum lastiğinden, tahtanın boyu kadar uzunlukta iki parça kesilir. Uçları biraraya getirilir. İplik önce hafif sıkarak, sonra sıkıca sararak 5-10 tur sarılıp düğümlenir. Böylece iki halka elde edilir.

Tahtanın kısa olan tarafı, uzun olan tarafa doğru bastırılarak, 45 derece olacak kadar bükülür. Kısa tahtanın üstüne pense, kargaburun vs. elimizdeki alet konur. Aletin uç kısmı, yani menteşe olan yeri tahtanın üstünde kalmalıdır. Serum lastikleri kargaburundan geçirilir, tahtanın en altına doğru ilerletilir. Birisi en alt uçta, kargaburunun sapının ucuna yakın konur. Diğeri daha yukardan yerleştirilir. Bunlar kargaburunu güzelce yerinde tutar.

Hortum kelepçesi kargaburunun menteşe yerine kadar getirilir. Güzelce sıkılıp boşluğu alınır. Hortum kelepçesi yoksa.. Serum lasitiğinden 2-3cm çapında bir halka daha yapın. Kargaburunu sabitlemeden önce sapına takın, onu iyice sıksın.

Artık iğneyi takıp kullanabilirsiniz. İğneyi kargaburunun ucuna tutturun. Kelepçeyi sıkın iyice. Sonra fly bağlama işine girişin güzelce. Evet, biraz daha zahmetlidir vs. ama gayet iyi iş görür. Hatta, çapari vs. bağlarkende kullanabilirsiniz, işinizi çok kolaylaştırır.

Boya nasıl ışıltılı olur

25 Nisan 2008

Bazen aynı durumu, hazır çaparilerde de görürüz. Bizim boyalarımız bir türlü o ışıltıyı vermez.

Boya işind epüf noktası zemindir. Sizin boyayı sürdüğünüz yer ne kadar parlak, düzgünse, boya o kadar parlak, ışıltılı olur. Burada boya, kıl üzerien sürülüyor. Işıltılı olması pek kolay değil.

Hazır ürünlerde sürülen şey boya değilde, daha sert, macun gibi bir malzeme. Biz buna “head cement” yain baş çimentosu deriz. Piyasada bulunur mu bilmiyorum. Özelliği kuruyunca sertleşmesidir. Genellikle renksiz olur. Ama renklisi de vardır. Bu, kuruduğu zaman boncuk gibi bir hal alır, ışıl ışıl olur.

Bizim bu durumda yapabileceğimiz, boyanın zeminini sertleştirmek, pürüzsüzleştirmektir. Bunun en kolay yolu, bu kılları önce kıvamlı bir boya, Pebeo tüp boyaları mesela, ile boyamak, zemininin düzleşmesini sağlamaktır. Sonra üzerine son kat olarak oje vs. sürebiliriz. Gerekirse bu işlemler bir kaç kat halinde yapılabilir.

Bir diğer yol ise, çift bileşikli, hızlı kuruyan zamklardan kullanmak oluyor. Bununla uç kısmı baş çimentosu gibi yapılıyor. Sonra bir kaç kat boya işi hallediyor.

Fly türleri

25 Nisan 2008

Eee, biliyoruz, batan fly var, yüzen fly var… Olmadı.. Fly türleri bu kadar yalın değil maalesef. Bu ayrım, fly’ın kullanımına yönelik bir ayrım. Herhangi bir fly (genel olarak) batan veya yüzen olarak yapılabilir. Yüzen türüne “kuru fly” denir. Esprisi adında gizlidir. Suda ıslanmaz. Bu nedenle, suyun yüzey gerilimi onu su sütünde tutar. Sinek, yusufçuk gibi böcek imitasyonları, suyun üzerinde daha başarılı netice verir.

Bu kuru fly’ları anlamak için bir deney yapalım. Bir bardak su, bir dikiş iğnesi, bir de ince kağıt, tercihan sigara sarılan kağıttan alalım. Kağıdı suyun üzerine koyalım. Onun üstüne de iğneyi. Kağıdı kenarlarından hafif hafif bastırıp ıslatalım, bardağın dibine gitsin. Elbette iğne de peşinden gidecektir. Şimdi iğneyi biraz çiçekyağı, zeytin yağı vs. ile yağlayıp deneyi tekrar edelim. İğne suda yüzecektir. İğne, aynı iğne, ama yüzüyor bu defa.

Gizem, suyun yüzey gerilimindedir. Eğer, suyun iğneyi ıslatmasına izin vermezseniz, iğne suda yüzer. İşte kuru fly’lar bu prensibi kullanır. İçindeki iğne nedeniyle sudan ağır olsada, yüzey gerilimi ile suyun üzerinde kalırlar.

Batan tür fly’lar ise ıslak fly olarak anılır. Bunlar bildiğimiz batan, yani suyun ıslatmasına müsaade edilen fly’lardır.

Bu ayrımdan daha büyük ve karışık olan ayrım ise, fly türleridir. Fly türleri teorik olarak sonsuz sayıda olabilir. Ama bunların en azından bazılarını bir kaç temel grupta toplamak mümkündür.

Kanatlı fly’lar:

Bu türlerin, bariz şekilde geniş ve açık kanatları vardır. Bu kanatlar, fly yüzeyini artırıp suda batmalarını engeller. Bu nedenle, böyle kanatlı fly’lara daha ziyade kuru tip denmektedir. Suyun altında akıntı bu kanatları zorlayacağı için iyi netice vermezler. Bilhassa tatlı suda alabalık, kefal vs. avında son derece yaygın kullanılırlar. Ama denizde de, özellikle kalamarları çok iyi taklit ettikleri için geniş kullanım alanları vardır.

Nemfler:

Nemf (Nymph), yunan mitolojisinde, tanrılar ile aynı şeyleri yedikleri için hep güzel ve genç kalan çok uzun yaşayan doğaüstü kadınlardır. Bunların ağaçta, havada, karada ve suda yaşayanları vardır. İşte burdan, bazı su altı böceklerine nemf denmektedir. Bilhassa yusufçuk gibi bazı böcekler gelişimlerini suda tamamlarlar, bu tür larvalara nemf denir. Aslında, erişikn olmadan önceki haline böceğin, nemf denmektedir. Kanatlı fly’lar genel olarak yüzey için yapılırlar, nemfler ise, dalan tip yapılır. Örneğin, alttaki fly bir kanatlı fly gibi görünür:

Ama bu, kurşun bir tel üzerine sarılmış, batan bir nemftir. Bir böcek suya düşünce batmaz, ama bu fly suda batar. Nemf’in görünüşünden ziyade, batıyor olması ayırıcı husustur. Temel olarak, solucan vs. şeklinde yapılmış

fly’larda nemf (nymph) olarak adlandırılır. Ama her batan fly, nemf değildir. Şöyleki, bunların özelliği batıyor olmaları kadar suda ölü gibi duruyor olmalarıdır. Bu durgun suda kullanmak için oldukları sonucunu çıkarmamıza yardım eder. Ama, durgun su için başka tür fly’larda mevcuttur:

Durgun su fly’ları:

Bunları nemflerden ayıran temel fark, yün gibi yumuşak tüylerden vs. yapılmaları, dalmaları için ekstra ağırlığa sahip olmamalarıdır. Nemfler, iğneye önce kurşun/bakır vs. tel sarılıp, ön taraflarına ağır bir boncuk vs. eklenip, suda hızla ama ölü gibi batacak şekilde yapılırlar. Durgun su fly’ları ise, suda hafifçe salınarak ve daha yavaşça batar, ilave ağırlıkları yoktur.

Nemfler, durgun sudan ziyade ortalama akıntıda da iyi netice verirler. Durgun su flyları ise, akıntının olmadığı yerlerde çok daha iyi randıman verirler.

Streamer’ler:

Bunlar özellikle akıntılı sular için, ıslak tip olarak tasarlanmıştır ve böcekten ziyade, balık şeklini andırırlar. Yukarıdakini ayırmak kolaydır, ama ya alttaki:

Burada püf noktası, kuyruğunda gizlidir. Bu kuyruk, fly’ın aksiyon yapması için hazırlanır. Akıntı ile fly suyun içinde belli bir aksiyon yapar. Özellikle denizde çok çok yaygın kullanılırlar.

Yumurtalar:

Balık yumurtası, böcek, balık ve benzer canlıların larvaları gibi yemleri taklit eden fly’lardır.

Bu genel gruplara girmeyen fly’larda mevcuttur elbette. Denizde ise, fly gruplama daha zordur. Deniz için yapılan fly’lar bu gruplardan birine dahil olur genellikle ama boyu, rengi vs. çok kritik olur. Bu nedenle fly’ın neyi taklit ettiği (hamsi, gümüş, karides, yengeç vs.) veya hangi balığa hitap ettiği (lüfer, palamut, levrek vs.) gruplamada daha çok tercih edilir.

Fly balıkçılığı nedir

25 Nisan 2008

Fly, sözlük anlamı olarak basitçe sinek olarak çevrilebilir. Ama balıkçılık anlamında, tüy, iplik, boncuk vs. kullanarak elde hazırlanan sahte yemlere fly denmektedir diyebiliriz.

Fly işinin iki esprisi mevcuttur. Birincisi, yakalaması zor olan böceklerin taklitlerini yapmak. Bu özellikle tatlı su için önem taşır. İkincisi, renk, aksiyon, boyut vs. olarak son derece verimli sahteler yapmanın en ucuz yoludur ki, fly’ın önemi buradan gelir.

Fly yapmayı öğrenirseniz, renk, aksiyon vs. olarak tamamen size özel, tam olarak aklınızdaki sahte yemi yapabilir olursunuz.

Bunları okuyanlar, büyük ihtimalle “Benim ne işime yarayacak fly?” diye düşünüp bu konuyu atlayacaklardır. Bu nedenle öncelikle, fly ile hangi balıklar yakalanmaz, buna bir bakalım.

Fly ile, çok keskin dişleri olan ve çok büyük balıklar yakalanmaz. Mesela, büyük beyaz. Fly ile onu yakalamak biraz zordur. Ayrıca, ölü/cansız yem, balık parçaları vs. arayan balıklar da yakalanmaz, mesela sazan. Bunun dışında aklınıza gelecek hemen her balık, lüfer, palamut, levrek, istavrit, zargana, orkinos, uskumru, izmarit vs. vs. hepsi fly ile, diğer sahtelerden genellikle çok daha etkili olarak avlanabilir.

Fly’ların böcek gibi yapılıp alabalık için kullanıldığı kanısı, diğer balıklar için fly kullanımı olmaz gibisinden yanlış bir çıkarıma varılmasına neden olmuştur. Halbuki, bugün fly düzeneklerini hemen hepimiz kullanmaktayız büyük ihtimalle. Nasıl derseniz, istavrit çaparisi dediğimiz şey, aslında çok ilkel bir fly türüdür sadece.

Fly işini iki safhada ele almak gerekir. Birisi, sahte yem tarafıdır. Diğeri ise, bu sahte yemi kullanmaktır ki, fly kamışı, makarası, özel misinası vs. anlamına gelir. İkincisi, bu başlığın kapsamını aşar. Ama birincisi ile, yani sahte yem olarak bir fly ile, bildiğimiz seyirtme, at-çek, çapari vs. gibi yöntemlerle son derece başarılı avlar yapılabilir.

Klasik “rapala” denen sert sahtelerle fly’ı ayıran tek husus, bu sahte balıkların çekince dalabiliyor, bir karış dipten vs. gelebiliyor, suyun üstünde zıplıyor olabilmeleridir. Yani, klasik sahteler ile fly birbirinin tam muadili değildir. Ama pek çok koşulda, fly klasik sahtelerden çok daha verimli fakat bambaşka bir av tarzı sunar.

Fly bağlarken kullanılan araçlar

25 Nisan 2008

Fly hemen her amatörün sahada veya evde elle hazırlayacabileceği ve mükemmel neticeler verebilen bir sahte yem çeşididir. Fakat, elle dedik ama, burada genelde alet işler el öğünür atasözü geçerlidir. Ufak tefekte olsa alet edevat olması elzemdir.

Bu alet edavatı tanımak önemlidir elbette.

En klasik alet, fly bağlarken iğneyi tutup size üçüncü bir el sağlayan mengenelerdir.

Bunlar için dikkat edilecek en önemli husus, iğneyi nasıl ve ne kadar sağlam tuttuklarıdır. İğneyi bedeni düz olacak şekilde tutarken, çevresinde elinizin rahatça hareket edebileceği serbest alan olmalıdır. Diğer hususlar ise, nasıl bağlandıkları vs. olacaktır. Ama elbette herşey bununla bitmez. Aksesuar ve kalitesine göre 10 YTL’den binlere YTL’ye varan fiyatlarda, son derece sofistike mengeneler bulabilirsiniz. Örneğin, gerekince iğneyi otomatikman çevirip fly bağlamayı çok kolaylaştıran modeller vs.

Başlangıç için, ucuz basit bir mengene edinin. En çok dikkat edeceğiniz şey iğneyi sımsıkı tutması olsun. Kendinizi geliştirince daha iyisin kendi tarzınıza göre seçebilirsiniz. Hatta başlangıç için, kendiniz bir tane yapın..

Makara ve makara tutucular ise mengeneden sonra en çok kullanılan düzeneklerdir. Bunlara bobin denmektedir.

Burada, makara genellikle bulunmaz ve tutucu parça tek başına satılır. Bir kaç tane edinmekte büyük fayda vardır. Tutucu parça içine, uygun renkte makara takılır.

Bu edavat için en kritik husus, makarayı ne kadar sıkı tuttuğudur. Makarayı çok sıkı tutarsa, ip çok gergin olur ve bazı bağlamalarda sorun olur. Çok gevşek olursa, ip kendi kendine boşalır. Genellikle, makarayı kendi kendine dönmeyecek kadarcık sıkı tutarlar. Gerektiğinde elle teller sıkılıp tansiyon artırılır.

Bakılacak bir diğer husus, ipin içinden geçtiği borunun ağızlarının ipi sıyırmayacak, kesmeyecek şekilde, düzgünce yuvarlatılmış olmasıdır.

Fly işinde kullanılan temel iki alet bunlardır. Ama elbette bunlarla bitmez mesele. Size lazım olacak olanlar, makaslar, çeşitli küçük taraklar, tığlar, tüy hizalayıcılar gibi çok çeşitli aletler olacaktır.

Bu listede ele almak gereken, nispeten yabancı olduğumuz iki bileşen, taraklar ve tüy hizalayıcılardır.

Tarak, bildiğimiz taraktır. Bundan, sık ve seyrek dişli alelade birisi faydalı olur ama yeterli olmaz. Daha sık, daha hassas taraklarda gerekecektir. Bunları bulmak ise zordur. Ama demokrasilerde çareler tükenmez. Tüfek satıcılarında tüfek/tabanca namlusu temizlemek için kullanılan sert kıldan, telden vs. tel fırçalar bulabilirsiniz. Kozmetikçilerde vs. kirpik vs. için kullanan türden fırça ve taraklar bulabilirsiniz. Bir kaç çeşit olması faydalıdır. Bilhassa, hırdavatçılardan vs. bulabileceğiniz küçük tel fırça veya matkapa takılan tür dairesel bir küçük tel fırça çok faydalı olacaktır.

Tüy hizalayıcılar, basit bir borudan ibarettir aslında..

Ekstrası, içiçe geçmiş iki boru ve tüyleri koymak için bir ucun genişletilmiş, huni gibi olmasıdır. Kıl veya yüyler içine geniş ağızdan doldurulur. Diğer uca ulaşınca tüylerin hepsi aynı hizaya gelmiş olur. Böylece kısa kalanlar, uzun olanlar vs ayıklanır, kesilir. Bu sayede kıl ve tüylerin aynı uzunlukta olması sağlanır. Hayvan tüyleri aynı uzunlukta olmaz, buda fly performansını ve imalatını zorlaştırır.

Merak eden için, tüy hizalayıcı nasıl kullanılır?

Eh, lüzumsuz bir bilgi daha mı? Öyle düşünmeyin, çapari vs. yaparken, başka işlerde de filan faydalı oluyor bu..

Kamışlar hakkında işe yarayacak bilgiler

24 Nisan 2008

Ucundan eğmeye başlayın. En uçtaki 1/4′lük kısım eğiliyorsa, kamış çok hızlı aksiyonludur.. Eğer uçtan 1/3′lük kısım eğiliyorsa, kamışa hızlı diyebiliriz. Kamış ortasından ucuna kadar olan kısmı yay şekline gelerek eğiliyorsa orta aksiyonlu, sapından itibaren yay çiziyorsa yavaş aksiyonludur..

Aksiyon filan kimin umurunda, kamış, kamıştır diyecektir pek çokları.. Ama avcı için mesele bu kadar basit değildir.. Aksiyon, balığın vuruşlarını daha iyi hissetmeniz kadar, tasmalama yaparkende kritik öneme sahiptir..

Kamışın hızlı aksiyonlu olması, tasmalamanın da hızlı olmasını sağlar. Eğer plastik kurtlar, silikonlar vs. kullanıp atıp çekiyorsanız, yavaş tasmalama avınızı kötüleştirir.. Benim güçlü kollarım ve boldozer hidroliği gibi kaslarım var vururum tasmayı diye düşünmeyin.. Siz ne kadar hızlı olsanızda, yavaş aksiyon kamış sizi yavaşlatır..

Ama hızlı tasmalama her zaman iyi değildir.. Mesela, sahte balık dediğimiz, rapala namıyla meşhur yemleri kullanırken, kaşık, özellikle turna kaşığı çekerken.. Hızlı aksiyon, tasamayı attığınızda kaşığın/rapalanın balığın ağzından kurtulmasına sebebiyet verir. Bu nedenle orta aksiyonlu kamışlar tercih edilir..

Yemli kullanımda, net bir şey söylemek biraz güçtür.. Eğer kefal gibi, izmarit, lüfer gibi soyguncu balıklarla uğraşıyorsanız, yemin ağza alındığını anı farkedebilmeniz kritiktir ve hızlı aksiyonlu kamış daha faydalıdır.. Palamut, iskorpit, kalkan, sazan gibi yemi bütün yutmasını beklediğiniz durumlarda orta/yavaş aksiyonlu kamışlar daha iyi netice verir.. Diğer yandan, canlı yemler için özellikle, yavaş aksiyon kamışlar daha az tahrip edicidir.. İrice yemler ve uzak atışlar planlıyorsanız, yavaş aksiyonlu bir kamış daha iyi netice verecektir.

Kamışlarda bir diğer husus ise, kamışın gücüdür.. Bu pek bilinmez ve alelade üreticilerce de açıklanmaz.. Süper Hafif, Hafif, ortalama, ağır, çok ağır şeklinde sınıflandırılır.. Kamışın atarı bu parametreye bağlıdır. CWT olarak etiketlenen atar değerinin -maalesef- bir ölçütü yoktur.. Üzerinde 100 gr atar yazan bir kamışı 50gr kurşun ile kırabilirsiniz.. Ciddi bir üretici ise, bu değeri açık şekilde, “line weight” ve “rod power” şeklinde sunar.. Bu, kamışla kullanılması gereken en sağlam misinayı, yani kamışın çekeceği max yükü verir..

Kamışın güç seçiminde, “daha güçlü daha iyidir” kuralı geçerli değildir. Kamışınızın gücü, atacağınız yeme uygun olmalıdır. Hafif yem atacaksanız, hafif güçte, düşük atarlı kamış seçmelisiniz.

Hemen hemen hiç bilinmeyen, gene üst uç üreticilerin açıkladığı bir diğer değer ise, “taper” dir.. Aksiyon ile çok benzerdir.. Fakat, taper atarken ve çekerken yani yük altında kamışın nasıl davrandığını belirtirken, aksiyon yemle beklerken ve tasmalayınca, yani ani darbelerde kamışın nasıl davrandığını ifade eder..

Eğer taper değeri hakkında bir bilgi yoksa, aksiyonunun bu değeri karşıladığını kabul etmek makul olur.. Bu değer, özellikle atışlarda hassasiyet için önemlidir.. Uzak atışlarda hızlı kamışlar avantajlı iken, nokta atış yapmak için düşük, ağır taperli kamışlar daha uygundur.. Bu husus bilhassa göllerde çok öne çıkar. Ancak Shimano, G.Loomis, St.Croix gibi başa güreşen firmalar aksiyonu ve taperi farklı kamışlar üretmektedir.. Tipik salı pazarı üretimi kamışlarda, aksiyon ile taper atbaşı giderler..

Taper + Güç + Aksiyon kombinasyonu kamışın kullanım yerini belirler. Eski güzel günler, ah, aaah, diyerek nostaljik düşünürsek, o günlerde bunların çok çok özelleştirilmediğini görür, mutlu olurduk..Herhangi bir kamış, bunlardan ortalama değerlere sahip olur ve her işe koşulabilir olurdu. Fakat, günümüzde iyi kamışlarda bu üç bileşen iyice özelleştirilmekte, bir işe pek iyi olan kamış, diğer işe uygun olmamaktadır..

Son günlerin popüler bir konusu da, spin kamış, surf kamış mevzusudur. Spin kamışlar, özellikle tek el ile atmaya/tam boy tutmaya uygun kamışlardır.. Bu sayede, daha isabetli atışlar yapılabilir. Ayrıca misinayı daha iyi kontrol etmek üzere bolca kılavuza sahiptirler. Surf denen tip kamışlar ise, kamışı iki elle rahat (ve hoyrat) tutabileceğiniz kamışlardır.. Atışta nokta hassasiyeti değil, mesafe artışı sağlarlar.. Misinanın daha az sürtünmesi için, az sayıda kılavuzları olur. Bu nedenle misinayı pek iyi kontrol edemezler, sonuçta makinanın dönüş dalgalanmaları, sarsıntılar vs. misinaya yansır.. Hassas atıp çekme işleri için uygun değildirler..